Âbid

عابدArapça

Tanım

  1. İbâdet, kulluk eden; ibâdete çok düşkün. Çokluk şekli, âbidûn ve ubbâd’dır. (Bkz. Ubbâd)

    Tövbe edenler, âbidler, hamd edenler, (cihâd veya ilim için) seyahat edenler, rükû‘ edenler, secde edenler, emr-i mârûf nehyi anil münker yapanlar ve Allahü teâlânın sınırlarını koruyanlara Cennet’i müjdele.

    (Tevbe sûresi: 112)

    Allahü teâlânın haram kıldığı şeylerden sakınırsan, insanların en âbidi olursun.

    (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)

    Şeytâna karşı bir fakîh, bin âbidden daha kuvvetlidir. Şeytânın bir âlimden korkması, câhil olan bin âbidden korkmasından daha çoktur!

    (Hadîs-i şerîf-Buhârî)

  2. Dünyaya düşkün olmayıp, kendini ibâdete veren.

    Eshâb-ı kirâm, zâhid ve âbid bir hayat yaşar, dünyaya düşkünlük göstermezdi. Tâbi‘în devrinde zenginlik yayılıp insanlar gösterişe yönelince, samimi Müslümanlar dünyadan yüz çevirip kendisini ibâdete verdi. Bunlara âbid denildi. Âbidin en büyük maksadı, âhiret sevâbına kavuşmaktır. Âbid, ibâdetinden öyle zevk alır ki, ibâdetten bir an men‘ edilse, onun için en büyük eziyet olur. Hattâ âbidlerden biri; “Ölümden korkmuyorum, ancak gece ibâdetime mâni olacak diye korkuyorum” demiştir. Diğeri de; “Allah’ım mezarımda da bana ibâdet imkânlarını ihsân et” diye duâ etmiştir.

    (İhyâ)

Paylaş

Benzer Kelimeler