Harf seç
A
Âbâ
آباءBaba ve dedeler. Eb (baba) kelimesinin çokluk hâli.
ArapçaAbâ
عباءYünden dokunmuş kaba bir kumaş olup, Resûlullah aleyhisselâm ve eshâbı, ekseriya bu kumaştan hırka giydiği için bu şekilde giyinmeyi, zühdü seçmiş ola…
ArapçaÂbâd
آبادMâmur, şen. Halkı tahrîb eyleyib de kendin âbâd eyleme, Bu cihânda ev yapıp ukbâyı berbâd eyleme! (Diyarbakırlı Said Paşa)
FarsçaAbâdile
عبادلهHazret-i Peygamber aleyhisselâmın Eshâb-ı kirâmı arasında fıkıh ve hadîs-i şerîf ilimlerinde şöhret bulmuş Abdullah adlı sahâbîler. Abdullah kelimesin…
ArapçaAbâdile-i Erba‘a
عبادلۀ اربعه“Dört Abdullahlar” mânâsına Eshâb-ı kirâmdan ilimdeki yükseklikleri sebebiyle Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Abbâs, Abdullah bin Zübeyr ve Abdullah b…
ArapçaAbânî
عبانىZemini beyaz, dalları safran renginde kasnak işlemeli kumaş. Bu kumaştan yapılan sarık. Aslı ağabânî gelir.
TürkçeAbanoz
آبانوزHindistan, Madagaskar, Japonya ve Habeşistan’da yetişen, gayet kuvvetli, sert ve güzel cilâ kabul eden, tesbih, kutu, kalemdan, nalın, baston, minber,…
FarsçaAbd
عبد1.Köle, memlûk, kul. Üzerinize, sizi Allahü teâlânın kitabı ile idare eden bir abd bile vâli tâyin edilse, onu dinleyin ve itâat edin. (Hadîs-i şerîf-…
ArapçaAbdâl
آبدال(Bkz. Ebdâl)
Abdalân-ı Rûm
آبدالان روم“Anadolu dervişleri” mânâsına Osmanlıların ilk fütuhat devirlerinde orduyla beraber muharebelere katılan ve Melâmiyye’ye mensub dört dinî zümreden bir…
FarsçaAbdest
آبدست“El suyu” mânâsına namaz ve diğer bazı ibâdetlerin yerine getirilebilmesi için su ile yapılması lâzım gelen temizlik; el yıkamak. Vüdû‘. Ey îmân edenl…
FarsçaAbd-i Kınn
عبد قنMükâteb, ya da müdebber olmayan, yani ileri bir tarihte âzâdı kararlaştırılmış bulunmayan hâlis köle.
ArapçaAbd-i Mahcûr
عبد محجورEvlilik ve ticarî muamelelerde bulunmak üzere efendisi tarafından izin verilmiş olmayan köle.
ArapçaAbd-i Me’zûn
عبد مأذونEfendisi tarafından ticarî muamelelerde bulunmasına izin verilen köle.
ArapçaAbdiyyet
عبديت1.Kulluk makamı. 2.İyilikleri Allahü teâlâdan bilip kendinden bilmemek mânâsına evliyâlığın en yüksek derecesi. (Bkz. Ubûdiyyet) Allahü teâlânın lutf…
ArapçaAbes
عبثBoş, faydasız, lüzumsuz şey. “Sizi abes olarak, oyuncak olarak mı yarattım sanıyorsunuz? Bize dönmeyeceğinizi mi söylüyorsunuz?” (Mü’minûn sûresi: 115…
ArapçaAbese Sûresi
عبس سوره سىKur’ân-ı kerîmin sekseninci sûresi. Mekke-i Mükerreme’de nâzil oldu. Kırk iki âyet-i kerîmedir. Birinci âyet-i kerîmede “yüz çevirdi, iltifat etmedi”…
TürkçeÂbid
عابد1.İbâdet, kulluk eden; ibâdete çok düşkün. Çokluk şekli, âbidûn ve ubbâd’dır. (Bkz. Ubbâd) Tövbe edenler, âbidler, hamd edenler, (cihâd veya ilim için…
ArapçaÂbide
آبده(A. Ebed’den) Yâdigâr kalacak eser, anıt.
ArapçaÂb-ı Hayât
آب حيات1.Hayat suyu, içenin ölümsüzlük kazanacağına inanılan su. 2.Saf ve berrak su. 3.İnce ve derin mânâlı söz. 4.Bir şeyin kıymetini kuvvetli bir şekilde i…
FarsçaÂbık
آبقKaçak köle. Âbık, efendisine dönene kadar ibâdetlerine sevab alamaz. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
ArapçaÂbîr-i Sebîl
عابر سبيلGeçip giden; yolcu. Dünyada âbir-i sebîl gibi ol! (Hadîs-i şerif-Buhârî, Tirmizî, İbn-i Mâce, Müsnedü İmâm-ı Ahmed)
ArapçaAbrâş
آبراش1.Alacalı, benekli (at). 2.Beyaz ve kırmızı alaca renk. 3.Vücudunda baras hastalığı sebebiyle açık renk lekesi bulunan (adam).
ArapçaÂbrîz
آبريز1.Su döken. 2.Mevlevî tekkelerinde helâ ve hamamları temizlemekle vazifeli derviş.
FarsçaAcâib-i Seb‘a-i Âlem
عجائب سبعۀ عالمDünyanın yedi harîkası.
ArapçaAcc
عجHacıların, hac sırasında yüksek sesle telbiye (Lebbeyk) okuması.
ArapçaAcele
عجلهBir şeyi vaktinden önce elde etmeye çalışma. Teenni Allahü teâlâdan, acele şeytândandır. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Beyhekî, İbn-i Ebi’d-dünyâ)
ArapçaA‘cem
اعجم1.Dilsiz, dili anlaşılmayan. 2.Yabancı.
ArapçaAcem
عجم1.Yabancı. 2.Arab olmayan. Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir, hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise, topraktandır. Allah katında en k…
ArapçaAcemî
عجمى1.Tecrübesiz, toy. Piyasayı bilmeyenlere yüksek fiyatla mal satmak da haramdır. Hatta acemî olup, ucuz satan veya pahalı alanlar ile alışveriş etmemel…
Arapça