Harf seç
Ş
Şa‘bân
شعبانArabî ayların sekizincisi, mübarek üç aylardan ikincisi. Şu‘be’den gelir. Bu ayda kabileler su talebi veya haram aydan çıktıklarından dolayı harb ve y…
ArapçaŞa‘bâniyye
شعبانيهHicrî X. asırda yaşamış Halvetî şeyhi Şa‘bân Velî’nin tasavvuftaki yolu. Halvetiyye’nin kollarından.
ArapçaŞâcc
شاجBir kimsenin baş ya da yüzünde şecc denilen yara açan kimse.
ArapçaŞâd
شادSevinçli, memnun, mesrûr.
FarsçaŞâdâb
شاد آبSuya kanmış, sulu; taze.
FarsçaŞâdümân
شادمانSevinçli, memnun, mesrur.
FarsçaŞafak
شفقGurûbdan, güneş battıktan sonraki aydınlık. Şafağa, geceye ve onda basan karanlığa, dolunay olmuş aya yemin ederim ki, hâlden hâle geçersiniz. (İnşikâ…
ArapçaŞâfi‘î
شافعى1.İmâm Muhammed bin İdris eş-Şâfi‘î’ye nisbet edilen fıkıh mezhebi. 2.Bu mezhebe mensub olan. (Bkz. İmâm-ı Şâfi‘î)
ArapçaŞâfi‘î Mezhebi
شافعى مذهبىEhl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri. İmâm-ı Şâfi‘î hazretlerinin mezhebi, yolu.
TürkçeŞâgil
شاغلMeşgul eden, işgal eden; bir mülkte oturan. Tabağı, hayvanı, evi hediye ve teslim edip de, yemeğini, semerini, evdeki eşyayı hediye etmez ise, câiz ol…
ArapçaŞâgird (şâkird)
درشاگMedrese talebesi, talebe; çırak.
FarsçaŞahâdeteyn (şahâdetân)
شهادتان“İki şehâdet” mânâsına “Eşhedu en lâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resûluh” demek.
ArapçaŞahâdet (şâhidlik)
شهادت1.Şahid olma hâli, tanıklık. Câmiye gittiğini gördüğünüz kimsenin îmânına şehâdet ediniz. Çünki Allahü teâlâ; “Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve…
ArapçaŞâhbaz
شهباز1.Bir cins iri ve beyaz doğan. 2.Yiğit, şanlı, gösterişli kimse.
ArapçaŞâhenşâh
شاهنشاهEn büyük pâdişâh, şahlar şahı.
FarsçaŞâhî
شاهى1.Şaha ait, hükümdara mensub, şah ile alakalı. 2.Şahlık, hükümdarlık, pâdişâhlık.
FarsçaŞâhid
شاهدŞâhidlik eden, görüp bilen. Birinin başkasında hakkının bulunduğunu ispat için şehâdet “(şâhidlik) ederim demek” sûretiyle hâkimin huzurunda ve hasmın…
ArapçaŞâhid-i Zûr
شاهد زورYalancı şâhidi.
ArapçaŞâhiku’l-cebel
شاهق الجبل“Dağ zirvesi” mânâsına dağda, çölde veya zâlim hükümetler altında yaşayıp da, bir peygamberin tebliğatını işitmemiş kimse için kullanılan tabir. Çoklu…
ArapçaŞahs-ı Mane‘vî
شخص معنوىKendisine şahıs muamelesi yapılan müesseseler, hükmî şahıs, tüzel kişi.
ArapçaŞahs-ı Sâlis
شخص ثالثÜçüncü kişi, bir akidde taraf olmayan alâkadar şahıs, fuzûlî.
ArapçaŞahsiyyet
شخصيتŞahıs varlığı, şahıs olma hususiyeti.
ArapçaŞahs (şahıs)
شخصKişi, kimse; şahsiyet sahibi, hak ve vecibeye ehil kimse.
ArapçaŞâibe
شائبه(A. Şevb’den) Leke, kusur; noksan, ayıp.
Şa‘îr
شعير1.Arpa. 2.Altı hardal tanesi mikdarında (0.06 gr.) bir ağırlık ölçüsü. 3.Takriben 0.32 cm mikdarında bir uzunluk ölçüsü.
ArapçaŞaka
شاقاBirini güldürmek veya eğlendirmek maksadıyla söylenen söz veya yapılan iş. Lâtife. Üç şey vardır ki, ciddisi de ciddî, şakası da ciddîdir: Nikâh, talâ…
TürkçeŞakâvet
شقاوت1.Eşkıyalık, şakîlik. 2.Bedbahtlık; cehennemlik olma.
ArapçaŞakî
شقى1.Şakâvet ehli, haydut, yol kesen. Eşkıya’nın müfred (tek) hâli. 2.Cehennemlik; bedbaht, habîs. Zıddı saîd’dir. Şakî olanlara gelince: Onlar Cehennem…
ArapçaŞâkî
شاكىŞikâyet eden, şikâyetçi, müştekî.
ArapçaŞakîk
شقيقÖz kardeş. Şakikler; oğul, oğul oğlu, baba ve dededen biri bulunduğu zaman vâris olamazlar yani ölüden kalan maldan alamazlar. (Mevkûfât)
Arapça