Harf seç
V
Vaaz (va‘z)
وعظNasihat; dil ile emr-i ma‘rûf ve nehy-i münker. (Bkz. Va‘z) Va‘z edenlerin, din adamlarının, cemâatin anlayamayacakları şeyleri söylemeleri ve yazmala…
ArapçaVâcib
واجب1.Dinen yapılması şart ve yapılmaması hâlinde karşılığı azap olan şey, farz. 2.Hanefî mezhebinde, açık olmayan âyetler gibi sübûtu zannî veya bir kişi…
ArapçaVâcibü’l-vücûd
واجب الوجود“Varlığı mutlaka lâzım olan” mânâsına Allahü teâlânın sıfatı. Îmânın altı şartından birincisi, Allahü teâlânın vâcibü’l-vücûd ve hakîki ma‘bûd ve bütü…
ArapçaVâcid
واجد(A. Vecd’den) Bulan, mâlik olan. Ma‘bûd, Rab, ilâh olan, zâtında bulunması lâzım ve lâyık olan bütün sıfatları kendisinde bulunan, hiçbir şeye muhtaç…
Va‘de
وعدهBir iş için önceden tâyin edilen zaman, târih. Taksitle mal alırken, paranın bir mikdarını peşin ve geri kalanını eşit mikdarlarda vâde ile ödemek içi…
ArapçaVa‘de Farkı
وعده فرقىBir malın, peşin alınırsa bir fiyata, veresiye alırsa daha yüksek bir fiyata satılması hâlinde, iki fiyat arasındaki fark. Va‘de farkı ile satış câizd…
TürkçeVa‘deli Alışveriş
وعده لى آليش وريشSemenin sonraki muayyen bir tarihte toptan veya taksitle ödenmesi hususunda anlaşılan satış. Veresiye satış. Va‘deli alışverişte va‘denin ve bu va‘ded…
TürkçeVadî‘a (vazî‘a)
وضيعهBir malın alış fiyatını veya maliyetini söyleyerek, bundan daha düşük bir bedelle satılması.
ArapçaVad‘-ı Haml
وضع حملDoğum yapmak. Zinâdan hâmile kadını, vad‘-ı haml etmeden evvel nikâh etmek sahîhtir. Fakat vad‘-ı haml edinceye kadar vaty etmek (yaklaşmak) câiz olma…
ArapçaVâdıh (vâzıh)
واضحAçık, vuzuha kavuşmuş.
ArapçaVa‘d-i İlâhî
وعد الهىAllahü teâlânın; emirlerini yerine getirenleri çeşitli ni‘metlerle mükâfâtlandıracağını, karşı gelenleri ise, azap ile cezâlandıracağını bildirmesi, s…
ArapçaVâdî-i Urene
وادئ عرنهArafât ovasında bulunan bir vadi. Arefe günü Arafât’ın Vâdî-i Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde öğle ile ikindi namazlarından sonra va…
ArapçaVâdi’l-kurâ
وادى القرىMedîne ile Şam arasında, idarî cihetten Medîne’ye bağlı, pek çok köyü bulunan ve İslâmiyet’in ilk zamanlarında Yahudilerin yaşadığı eski bir iskân yer…
ArapçaVa‘d (vaad)
وعدSöz verme, söz verilen şey. Allah mü’min (inanan) erkeklere ve mü’min kadınlara kendileri içinde ebedî kalıcı olmak üzere ağaçları altından ırmaklar a…
ArapçaVaftiz
وافتيزMenşei Yahudiliğe kadar uzanan, yeni doğmuş çocuğu veya dine yeni girmiş bir kimseyi aslî günahtan arındırma maksadıyla yıkamak veya sembolik bir şeki…
YunancaVahâ
واحهÇöl ortasında bulunup, suyu ve yeşilliği olan yer.
ArapçaVahâmet
وخامتTehlikeli vaziyet; korkulacak hâl; güçlük, ağırlık.
ArapçaVahdâniyyet
وحدانيت“Zâtında, sıfatlarında ve işlerinde tek olup, ortağı olmaması” mânâsına Allahü teâlânın zâtî sıfatlarından. (Bkz. Sıfat) Vahdâniyyet sıfatı ve diğer z…
ArapçaVahdet
وحدتBirlik. Tasavvufta, her şeyi bir olarak ve bir içinde, nesneleri Allah ile görmek.
ArapçaVahdet-i Kusûd
وحدت قصود“Kasıtlar birliği” mânâsına kulun kendi irade, düşünce ve arzusunu Allah’ın irade, düşünce ve arzusuyla birleştirmesi; O’na bağlaması, iki iradenin bi…
ArapçaVahdet-i Şühûd
وحدت شهود“Görmenin birliği” mânâsına kulun, vecd ve istiğrak hâlinde her yerde Allahü teâlânın tecellisini görüp, vecd hâli geçtikten sonra kendisinin farkına…
ArapçaVahdet-i Vücûd
وحدت وجود“Varlığın birliği” mânâsına Allahü teâlâdan başka hakikî varlık olmadığının idrak ve şuuruna sahip olma. Mümkinâtı, yani mahlûkâtı tek bir varlık olar…
ArapçaVâhib
واهبHibe eden, bir malı (mevhûbu) bir kimseye bağışlamak suretiyle temlik eden kimse.
ArapçaVâhid
واحد1.Bir, birinci, tek. 2.Zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde benzeri ve ortağı bulunmayıp tek olan mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (el-Vâhi…
ArapçaVâhidiyyet
واحديتBirlik, teklik.
ArapçaVahîm
وخيمVahâmetli, sonu tehlikeli, çok korkulu.
ArapçaVâhime Kuvveti
واهمه قوتىHis organları ile anlaşılamayan, fakat duyulanlardan çıkarılabilen mânâları anlayan bâtınî, iç kuvvet. Kuvve-i Vâhime. Düşmanlık, doğruluk bir organla…
TürkçeVahşet
وحشتVahşîlik, yabanîlik; ıssızlık, tenhalık; korku, ürküntü.
ArapçaVahşî
وحشىYabanî, insandan kaçan; ürkek, korkak; duygusuz, merhametsiz.
ArapçaVahy-i Gayr-ı İlâhî
وحى غير الهىİnsan veya cinler arasında cereyan eden öğretme, imâ ve işaret. İlâhî olmayan vahy, ilham.
Arapça