Harf seç
U
Ubbâd
عباد1.Çok ibâdet edenler. 2.Tebe‘-i tâbiînden sonra din işlerinde yükselenler. Âbid’in çokluk hâli. (Bkz. Zühhâd) Zühhâd ve ubbâddan sonra, bid‘atler çoğa…
ArapçaUbûdiyyet
عبوديتKulluk; Allahü teâlânın emirlerine teslimiyet ve boyun eğmek; Allahü teâlânın işinden râzı olmak; Her an Allahü teâlâyı hatırlamak, anmak. Ubûdiyyetin…
ArapçaUbûr
عبورBir taraftan diğer tarafa geçme.
ArapçaUcb (ucub)
عجبKendini beğenmek, başkasından üstün bilmek; yaptığı ibâdetleri, iyilikleri beğenmek, bunlara güvenmek. Üç şey insanı felâkete sürükler: Buhl (cimrilik…
ArapçaUdhiyye
اضحيه(A. Duhâ’dan) Kurban edilen hayvan. (Bkz. Kurban)
Udûl
عدول(A. Adl’den) 1.Yoldan sapmak, haktan ayrılmak; geriye dönmek. Nüsûs-ı Kur’âniyye zâhiri üzerine haml olunur. Zâhirinden udûl ile fırak-ı dâlleden olan…
Ufkî
افقىUfka ait; ufka doğru, yatay.
ArapçaUğursuzluk
اوغورسزلقBir şeyi veya bir hâdiseyi şerre, kötülüğe yormak (tabir etmek); tıyere; tetayyur; şum; bir şeyde bereketin yokluğu. Resûlullah aleyhisselâm birşeyi h…
TürkçeUhde
عهده(A. Ahd’den) 1.Söz verme, bir işi üzerine alma, taahhüd. 2.Vazife. 3.Yapma. 4.Mes’ûliyet. Kulun o kadar ihtiyâr ve kudreti vardır ki, emir ve nehyleri…
Uhrevî
اخروىÂhiretle alâkalı. Her kötü işin bir dünyevî, bir de uhrevî hükmü vardır. Dünyevî hükmü fesat, uhrevî hükmü ise günahtır. Had suçu işleyen birine had v…
ArapçaUhud Gazâsı
احد غزاسىHicretin üçüncü senesinde Medîne yakınlarında Uhûd Dağı civarında Mekkeli müşriklerle yapılan ve Hazret-i Hamza’nın şehid düştüğü muharebe.
TürkçeUhuvvet
اخوتKardeşlik; dostluk, bağlılık.
ArapçaUkâb
عقابResûlullah aleyhisselâmın gazâlarda kullandığı sancağın adı. Kartal mânâsına gelir.
ArapçaUkâh
عقاحCâhiliyye devrinde kabileler arasında taksim edilen vazifelerden, Kureyş sancağını taşımaya dair olanıdır ki, Beni Ümeyye’ye aitti.
ArapçaUkalâ
عقالء1.Akıllılar. 2.Bilmişlik taslayan. Âkıl’ın çokluk hâli.
ArapçaUkbâ
عقبى1.Cezâ, karşılık. 2.Âhiret âlemi.
ArapçaUknûm
اقنومHristiyanların kabul ettiği teslis inancındaki üç asıl veya üç esas varlıktan her birine verilen ad. Üçüne birden üç uknum mânâsına ekânim-i selâse de…
ArapçaUkr
عقرFâsid veya bâtıl nikâh, ırza tecâvüz, zinâ gibi şüphe ile yapılan cimâ‘da kadına ödenmesi gereken mehr-i misl.
ArapçaUkûbât
عقوباتCezâlar. Fıkh ilminin dört kısmından biri. Ukûbet’in çokluk hâli. Ukûbâtta kefâlet sahîh değildir. Bu sebeble birinin yerine kefîli îdâm edilemez. (Dü…
ArapçaUkûbet
عقوبتCezâ, azap.
ArapçaUkûs
عكوسAkisler, yansımalar. Aks’in çokluk hâli.
ArapçaUlemâ
علماءÂlimler. Kulları içinden ancak ulemâ (âlimler) Allahü teâlâdan (hakkıyla) korkar. (Fâtır sûresi: 28) ulemâ yeryüzünün kandilleri, benim ve diğer peyga…
ArapçaUlemâ-i Âmilîn
علماء عاملينİlmi ile amel eden âlimler. (Bkz. Âlim)
ArapçaUlemâ-i Bâtın
علماء باطنBâtın âlimleri, tasavvuf âlimleri. Şeriat üç kısmdır: İlim, amel, ihlâs. İlim ve ameli ulemâ-i zâhir bildirir, öğretir. İhlâsın hakîkati, ulemâ-i bâtı…
ArapçaUlemâ-i Râsihîn
علماء راسخين“Dinde rüsûh sahibi âlimler” mânâsına, muhkemât bilgilerini elde ettikten sonra, müteşâbihât ile ne denilmek istenildiğini anlayan, sûret ile hakîkati…
ArapçaUlemâ-i Sû’
علماء سوء“Kötü âlimler” mânâsına insanları doğru yoldan saptıran, ilmini dünya kazancına, mala ve mevkîye kavuşmaya vâsıta eden din adamları için kullanılan ta…
ArapçaUlemâ-i Zâhir
علماء ظاهرZâhir âlimleri. Tasavvuf dışındaki ilimlerle meşgul âlimler.
ArapçaUlûhiyyet
الوهيتİlâhlık, ibâdet olunmaya hakkı olmak. Ulûhiyyete, ma‘bûdiyyete hakkı olan yalnız Allahü teâlâdır. Şerîki, ortağı, benzeri yoktur. Vâcibü’l-vücûddur. V…
ArapçaUlûhiyyet Sıfatları
الوهيت صفتلرىAllahü teâlânın sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı sübûtiyyesi.
TürkçeUlûk
علوق1.Bir şeye taalluk etme; yapışma. 2.Gebe kalma.
Arapça