Harf seç
T
Ta‘addî (te‘addî)
تعدى1.Zulmetme, adaletsizlik yapma; kusurlu olma; şeriat, örf ve kanun sınırını aşma. Kirâlanan mal, kirâcının elinde emanet olduğundan, ta‘addîsi bulunma…
ArapçaTa‘addüd (te‘addüd)
تعدد(A. Aded’den) Birden fazla olma. Bir kimsenin kasıtsız bir fiiliyle birden fazla kişi ölürse, diyet te‘addüd eder. Yani her bir ölen için ayrı diyet ö…
Ta‘ahhüd (te‘ahhüd)
تعهد(A. Ahd’den) Bir işi üzerine alma, yapılması için söz verme.
Ta‘akkul (te‘akkul)
تعقلAkletme, aklını kullanma; akıl erdirme, anlama; hatırlama.
ArapçaTa‘allukât
تعلقاتBağlananlar, ta‘alluk edenler; akraba ve hısımlar.
ArapçaTa‘alluk (te‘alluk)
تعلقBağlanma. Tenâsüh, ruhun bedene te‘allukundan önce, başka bir cesede te‘allukudur ki, böyle inanmak küfürdür. (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
ArapçaTa‘âm
طعامYiyecek; insanın yaşayabilmesi için lâzım olan nafakanın bir kısmı. Nafaka, şeriatte, ta‘âm, kisve ve süknâ demektir. Kitapların çoğunda, yalnız ta‘âm…
ArapçaTa‘ammüden (teammüden)
تعمداBilerek, isteyerek, önceden hazırlayarak. Amden. Ta‘ammüden adam öldürmek, büyük günahtır. Mü’mini ta‘ammüden öldüren kimse, kâfir olmaz. Mü’min olduğ…
ArapçaTa‘assûb
تعصب(A. Asb’dan) Doğru veya yanlışa bakmaksızın bir fikre, bir inanca, bir gruba körü körüne bağlanarak başkalarına düşmanlık gösterme, bağnazlık, fanatik…
Tâ‘at
طاعتSevab olan bir şeyi yapma. Eline mushaf alma, câmiye girme birer tâ‘attır. Tâ‘atlar, niyetsiz veya Allah için niyet ederek yapılınca, sevab hâsıl olur…
ArapçaTabakât
طبقات1.Tabakalar. 2.Tefsir, hadîs, kelâm, fıkıh ve tasavvuf âlimlerini derecelerine göre sıralayıp, hayatlarını ve eserlerini tetkik eden ilim; bu ilimde y…
ArapçaTabasbus (tebasbus)
تبصبصYaltaklanma, dalkavukluk. Bir menfaate kavuşmak veya bir zarardan korunmak için tabasbus büyük günahtır. (Berîka)
ArapçaTâbi‘
تابعİttibâ‘ eden, uyan. Ey sevgili peygamberim! Onlara de ki: “Eğer Allahü teâlâyı seviyorsanız ve Allahü teâlânın da, sizi sevmesini istiyorsanız, bana t…
ArapçaTabîb-i Müslim-i Hâzık
طبيب مسلم حاذق(A) Mütehassıs Müslüman tabib. Hastanın, abdest veya gusl ile veya hareket etmek ile hastalığının artacağı veya iyi olması uzayacağı kendi tecrübesi i…
Tabî‘î İlimler
طبيعى علملرFen ilimleri, aklî ilimler. Ulûm-i tabi‘iyye.
Tâbi‘în
تابعينSahâbe-i kirâmı gören ve hadîs-i şerîfle medhedilen ikinci devir mensubu Müslümanlar. Aslı (merfu hâli), “Tâbi‘ûn” olup, bu şekilde söylenişi meşhur o…
ArapçaTabî‘iyye
طبيعيهKâinâtın yaratılmış olmadığını, kendi kendine teşekkül ettiğini söyleyen felsefî cereyan. Naturalizm.
ArapçaTabî‘iyyûn
طبيعيونTabî‘iyye cereyanına mensub olan. Kâinâtın yaratılmış olmadığını, kendi kendine teşekkül ettiğine inananlar. Naturalistler. Kendilerini akıllı, ilim a…
ArapçaTabu
تابوSebebi bilinmeyen yasak; mukaddes olduğu için dokunulması yasaklanmış şey, söylenmesi ya da yapılması yasak olunmuş söz ve iş. Aslı Polinezya dilinde…
İngilizceTâbût-i Sekîne
تابوت سكينهİsrâiloğullarının, içinde Tevrat ve diğer mukaddes emânetleri sakladıkları, Mûsâ aleyhisselâmdan beri nakledilerek gelen altın kaplamalı sandık. Nebîl…
ArapçaTâc (taç)
تاج1.Serpuş, külah. 2.Saltanat sembolü olarak başa giyilen başlık. 3.Tarikatlarda şeyhlerin giydiği hususî serpuş, tâc-ı şerif. Sarıklar, Arabların tâcıd…
ArapçaTadbîb
تضبيبArapçaTa‘dîl-i Erkân
تعديل اركان“Rüknlerin denkleştirilmesi” mânâsına namazda, kıyâm, rükû‘, kavme, secdeler ve celsede her âzânın normale geçip hareketsiz hâle getirilmesi. (Bkz. Tu…
ArapçaTafdîliyye
تفضيليهİlk devirde Hazret-i Ali taraflarlarından olup, Hazret-i Ali’yi Eshâb-ı kirâmın hepsinden üstün tutan ve bu sebeble Hazret-i Ali’nin kendilerini ikaz…
ArapçaTafîh
طفيح1.Hakir; örfen ehemmiyetsiz. 2.Yaş ot, ağaç dibindeki meyve gibi başkaları tarafından alınması hususunda müsamaha gösterilen şey.
ArapçaTafsîlî Îmân
تفصيلى ايمانMufassal, tafsîl edilmiş îmân. İslâmiyet’in îmân esaslarına ait mânâları, izahları etraflıca bilmek, hepsine inanmak ve küfre düşüren hususları bilmek…
TürkçeTagrîr (tağrîr)
تغريرYalan söyleyerek aldatma. Tagrîr olunarak fâhiş aldatılan kimse, bey‘i (satışı) feshedebilir, bozabilir. (İbni Âbidîn)
ArapçaTâğût
طاغوتAllahü teâlânın emir ve yasaklarına karşı gelen ve ibâdetten alıkoyan şeytânî varlık ve güçler. Îmân edenler Allah yolunda cihâd ederler, küfredenler…
ArapçaTahakkuk
تحققBir şeyin hakikat olduğunun ortaya çıkması, bir şeyin mâhiyetinin anlaşılması.
ArapçaTahallül
تحللHelâl kılma. Hac ve umrede menâsiki tamamlayıp traş olduktan sonra ihrâmdan çıkma.
Arapça