Harf seç
F
Faal (fe‘âl)
فعالÇok fiil işleyen, dâima harekette bulunan, aktif; gayretli, çalışkan.
ArapçaFaaliyet
فعاليتFâillik; iş, aktivite, tesir.
ArapçaFâci‘a
فاجعه1.Âfet, musibet, fecîa. 2.Hazîn ve acıklı tiyatro oyunu, trajedi.
ArapçaFâcir
فاجر1.Fücûr ehli, aleni günah işleyen, günaha dalmış, fâsık, günahkâr. 2.Yalancı. 3.Kadına düşkün erkek, erkeğe düşkün kadın. 4.Azgın, kâfir. Kıyâmet günü…
ArapçaFadîha (fazîha)
فضيحهEdepsizlik, alçaklık, fazîha.
ArapçaFadîh (fazîh)
فضيحHurma koruğundan yapılan alkollü içki.
ArapçaFadîle
فضيلهPeygamber aleyhisselâmın âhiretteki makamlarından. Muhammed aleyhisselâm, Peygamberlerin en üstünü, âlemlere rahmettir. Onsekiz bin âlem O’nun rahmet…
ArapçaFâdıl (fâzıl)
فاضل1.Faziletli, fazilet sahibi. 2.Fâik, üstün.
ArapçaFadl (fazl)
فضل1.Lütuf, ihsân. 2.Üstünlük, fazilet. Bu (mağfîret ve Cennet) Allahü teâlânın fadlıdır, dilediğine verir. (Hadîd sûresi: 21) Eğer ezelde beni kulluğa k…
ArapçaFadl-i Cüz’î
فضل جزئىBir cihetten üstünlük.
ArapçaFadl-i Küllî
فضل كلىHer cihetten üstünlük.
ArapçaFâhire
فاخره1.Fahreden, övünen, şanlı, şerefli, müftehir. 2.Mükemmel; kıymetli, değerli. Elbise-i fâhire (güzel elbise), latîf içecekler, nefis yiyecekler, Allah…
ArapçaFâhiş
فاحش1.Çirkin, ahlâksız, edebe uygun olmayan. 2.Ölçü dışı, aşırı; insafsızca.
ArapçaFâhiş Cehâlet
فاحش جهالتAlınan malın vasıfları hususunda aşırı bilmezlik.
TürkçeFâhişe
فاحشه1.Haddi aşmak. 2.Ahlâksızlık, zinâ. 3.Zinâyı meslek hâline getirmiş kadın. Onlar bir fâhişe (fena bir iş) yaptıklarında veya nefislerine zulmettikleri…
ArapçaFâhiş Fiyât
فاحش فيئاتPiyasa fiyatının üstündeki fiyat. (Bkz. Gaben-i Fâhiş)
TürkçeFâhiş Mübâşeret
فاحش مباشرتErkek ile kadının cinsî uzuvlarının arada bir hâil (perde) olmaksızın birbirine temas etmesi.
TürkçeFahr
فخر1.Övünme, böbürlenme, büyüklenme, şeref. 2.Büyüklük, ululuk; fazîlet; şöhret.
ArapçaFahrî
فخرىŞeref için, parasız, maaşsız, ücretsiz görülen iş.
ArapçaFahr-i Âlem
فخر عالم“Âlemin övüncü” mânâsına Muhammed aleyhisselâm için kullanılan hürmet ifâdesi. Fahrü’l-Âlem. Fahr-i âlem, insanların en cömerdi idi. Bir şey istenip d…
ArapçaFahr-i Enâm
فخر انام“Yaratılmışların övüncü” mânâsına Muhammed aleyhisselâm için kullanılan hürmet ifâdesi. Fahrü’l-Enâm. Gece-gündüz dilimde, salât ü selâm, O mübârek ru…
ArapçaFahr-i Kâinât
فخر كائنات“Kâinâtın övüncü” mânâsına Muhammed aleyhisselâm için kullanılan hürmet ifâdesi. Fahrü’l-Kâinât. Fahr-i kâinâtın sallallahü aleyhi ve sellem mübârek y…
ArapçaFahşâ
فحشاءÇirkin; dinin ve aklın beğenmediği şeyler. Muhakkak ki şeytân size fahşâyı emreder. (Bakara sûresi: 268) Doğru kılınan namaz, insanı fahşâdan ve münke…
ArapçaFahûr
فخور1.Çok övünen. 2.Allahü teâlânın verdiği ni‘metlerle övünen, fakat bunların şükrünü ifa etmeyen.
ArapçaFâide (fayda)
فائدهMenfaat, kâr, kazanç; ümit; hayır; işe yarama.
ArapçaFâ‘il (fâil)
فاعلİşleyen, yapan; tesirli; bir fiilin anlattığı işi yapan, süje, özne.
ArapçaFâ‘il-i Aslî
فاعل اصلىBir işi, bir fiili, bir suçu bizzat yapan.
ArapçaFâ‘il-i Fer‘î
فاعل فرعىBir fiilin, bir suçun işlenmesine ikinci dereceden iştirak eden kimse.
ArapçaFâ‘il-i Mübâşir
فاعل مباشرBir fiili, bir suçu araya başka biri girmeksizin bizzat işleyen kimse.
ArapçaFâ‘il-i Muhtâr
فاعل مختارİstediğini yapan. Allahü teâlâ fâ‘il-i muhtârdır. Hiçbir işi yapmaya mecbur değildir. Yaptıkları şey için de kimse O’na bunu niçin yaptın diyemez. Esk…
Arapça