Harf seç
S
Sâ‘
صاعBir hacim ölçüsü birimi. Hanefî’de 3500 gr. (4.2 litre), Mâlikî, Şâfi‘î ve Hanbelî’de 1680 gr. ağırlığındadır. Sadaka-i fıtr, buğday, arpadan yarım, k…
ArapçaSaadet (se’âdet)
سعادت(Bkz. Se’âdet)
Saat-ı Muhtâr
ساعت مختار“Seçilmiş saat” mânâsına duâların ve ibadetlerin daha çok kabul edildiği zaman, eşref saat.
ArapçaSaat (sâ‘at)
ساعت1.Zaman birimi, muayyen bir zaman. Kula verilen maddî ve ma‘nevî [zâhirî ve bâtınî] feyzler, eğer bir saat ve bir lemha kesilse, bendeden [kuldan] ger…
ArapçaSabâhat
صباحت(A. Subh’dan) Yüz güzelliği.
ArapçaSabah Namazı
صباح نمازىBeş vakit namazdan sabah vaktinde kılınanı. Zamanı, fecrin ağarması (imsak) ile başlar; güneşin doğuşuna kadar devam eder. İki rek‘at sünnet ve iki re…
TürkçeSabâvet
صباوتYedi yaşından küçüklük hâli, sabîlik.
ArapçaSabî
صبىBülûğ çağına gelmemiş çocuk. Kıza sabiyye denir. “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrat’a) vargücünle sarıl!” (dedik) ve henüz sabî iken ona (ilim ve) hikmet verd…
ArapçaSabîh
صبيح(A. Subh’dan) Güzel, hep güzel olan.
ArapçaSâbiî
صابئى1.Dinden dönen. 2.Tek tanrılı bir inanca sahip olan.
ArapçaSabî-i Mu‘abbir
صبىء معبر“Konuşan ve ne konuştuğunu bilen çocuk” mânâsına daha ziyade
ArapçaSabî-i Mümeyyiz
صبىء مميز“İyiyi, kötüden ayırabilen çocuk” mânâsına daha ziyade 7 yaşından büyük çocuklar için kullanılan tabir.
ArapçaSâbiîn (sâbiîler)
صابئينVaktiyle Harran ve Cizre havalisinde yaşayan, İdris veya İbrâhim aleyhimesselâmın ümmeti olduğunu söyleyen; Zebur okuyan; yıldızları ta‘zim eden; Yahu…
ArapçaSâbık
سابقSebkat eden, öne geçen; önceki; müsabaka eden, yarışan. Çokluk hâli sâbıkûn gelir. Sonra Kitab’ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan…
ArapçaSâbikûn
سابقونGeçmişler, öne geçenler. Sâbık’ın çokluk hâli. Sâbikûn, tamam enbiyâ olup, eshâbı ve hakîkî vârisleri de dâhildir. (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
ArapçaSâbikûn-ı Evvelûn
سابقون اولونDinlerini muhâfaza için yurtlarından ayrılan, Resûlullah sallallahü aleyhi ve selleme son derece bağlılık gösterenler.
ArapçaSâbirîn
صابرينSabırlılar, sabredenler. Sâbir’in çokluk hâli.
ArapçaSâbit
ثابتSübût bulan, devamlı var olan; sahih.
ArapçaSabr-ı Cemîl
صبر جميلBaşa gelen belâ ve musîbetten dolayı feryad etmeden, insanlara şikâyette bulunmadan yapılan sabır, gösterilen tahammül. (Yâkub aleyhisselâm, oğulların…
ArapçaSabr (sabır)
صبرHiç bıkmadan emirleri yapmak, yasaklardan sakınmak, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammül etmek ve katlanmak. Peygamberlerden ülü’l-azm olanların sa…
ArapçaSabûr
صبور1.Çok sabreden. 2.Her şeyi vakti gelince ve belli mikdarı ile yaratan, bu hususta acele etmeyen, kendisine şirk koşan ve başka günahları işleyerek isy…
ArapçaSâcid
ساجدSecde eden. (Bkz. Secde) İblîsten başka bütün melekler secde ettiler, o (İblis) sâcidlerden olmadı. (A‘râf sûresi: 11)
ArapçaSadâ
صداءSes.
FarsçaSadaka
صدقه1.Allahü teâlânın rızâsına niyet ederek ve karşılık beklemeden muhtaç olanlara, fakirlere, hibe edilen mal, para ve her türlü iyilikte, ihsânda bulunm…
ArapçaSadaka-i Câriye
صدقۀ جاريهYapıldıktan sonra sevâbı devam eden hayırlı, iyi işler. Bir mü’min vefât edince, bütün amelleri biter. Yalnız üç ameli bitmeyip, bunların sevâbı amel…
ArapçaSadaka-i Fıtır
صدقۀ فطرİhtiyâcı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak nisâb (dinde zenginlik ölçüsü) mikdarı malı, parası olan her hür Müslümanın Ramazan bayramının biri…
ArapçaSadakallahü’l-azîm
صدق هللا العظيم“Allah doğru söyledi” mânâsına bir âyet-i kerîme okuduktan sonra söylenen ifade.
ArapçaSadaka Resûlullah
صدق رسول هللا“Resûlullah doğru söyledi” mânâsına bir hadîs-i şerîf okuduktan sonra söylenen ifade.
ArapçaSadâkat
صداقتDoğruluk, sıdk sahibi olma; bir kimseye samimi bağlılık, dostluk. İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh, Doğruların yardımcısıdır Hazret-i Allah. (Ziy…
ArapçaSadâret
صدارت1.Sadr olma, başta olma. 2.Sadrazamlık.
Arapça