Harf seç
G
Gabâ’
غباءGabâvet, kalın kafalılık, geri zekâlılık.
ArapçaGaben (gabn, Gabin)
غبنAldanma; alıcı ve satıcıdan birinin diğerini aldatması.
ArapçaGaben-i Fâhiş
غبن فاحشÇok aldanma. Piyasadaki en yüksek satılandan altın ve gümüşte % 2,5, urûzda (ölçülen veya tartılarak satılan menkul mallarda) % 5, hayvanda % 10, akar…
ArapçaGaben-i Yesîr
غبن يسيرAz aldanma. Gaben-i fâhişteki mikdarlardan daha az olan aldanma. Piyasadaki en yüksek satılandan altın ve gümüşte % 2,5, urûzda (ölçülen veya tartılar…
ArapçaGabî
غبىGabâvet sahibi, anlayışsız, kaba.
ArapçaGâbir
غابرKalan; gelecek zaman, geleceğe ait bilgiler.
ArapçaGadâ’
غداءSabah veya öğle yemeği.
ArapçaGadab (gazab)
غضبHiddet, öfke, kızgınlık, dargınlık, gayz. En kuvvetliniz, gadab hâlinde öfkesini yenen, en halîminiz de intikam alacak vaziyette iken almayanınızdır.…
ArapçaGaddâr
غدار1.Çok gadreden, zulmeden, hâin, merhametsiz, acımasız, kıyıcı. 2.Çok pahalı mal satan, soyucu. Çok görmüşüz zevâlini gaddâr olanların. (Nâbî)
ArapçaGadîr-i Hum Hadîsi
غديرخم حديثىResûlullah aleyhisselâmın Mekke-i Mükerreme’den Medîne-i Münevvere’ye giden yol üzerindeki Gadîr-i Hum denilen vâdide Hazret-i Ali hakkında buyurduğu…
TürkçeGadr
غدرHâinlik; vefasızlık, verdiği sözde durmamak; zulüm, haksızlık. Dört şey münâfıklık alâmetidir: Emânete hıyânet etmek, yalan söylemek, va‘dini bozmak v…
ArapçaGaffâr
غفارGünah, kusur ve kabahatları çok bağışlayan, çok çok mağfiret eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (el-Gaffâr). Şüphe yok ki ben, tövbe ede…
ArapçaGâfil
غافلGaflette olan, unutan; endişesiz; ihmâl eden; boş bulunan, dalgın, dikkatsiz. Kabul edileceğine yakînen inanarak duâ edin. Ve biliniz ki Allah gâfil v…
ArapçaGâfir
غافرMağfireti (günahları silercesine affetmesi) bol olan mânâsına Allahü teâlânın sıfatlarından.
ArapçaGafîr
غفير1.Örten, etrafını çeviren. 2.Çok fazla.
ArapçaGâfirüzzünûb (gâfirezzünûb)
غافر الذنوب(A) Günahları bağışlayan, günahları örten mânâsına Allahü teâlânın sıfatlarından.
Gaflet
غفلتUnutmak, endişesizlik, ihmalkârlık, boş bulunma, dalgınlık, dikkatsizlik. (Ey Resûlüm!) Onları iş bitirildiği (hesâb görüldüğü) zamanın dehşeti ile ko…
ArapçaGafûr
غفورKulların günah, ayıb ve hatâlarını pek çok örtüp, bağışlayan mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (el-Gafûr). Bir kimse, zulüm (günah) işleyip,…
ArapçaGâh
گاه“Bazen”, “Kimi zaman” gibi zaman bildiren edat. Gâh eserim yeller gibi, Gâh tozarım yollar gibi, Gâh akarım seller gibi, Gel gör beni aşk n’eyledi? (Y…
FarsçaGâib (gaip)
غائب1.Görünmeyen, hazır olmayan. 2.Yok olan, kayıp. 3.Üçüncü şahıs, o. Gâib olan, zevcinin öldüğü veya üç talâk verdiği haberini âdil birinden öğrenen kad…
ArapçaGâit (gâita)
غائط1.İnsan pisliği, insan tersi. 2.Çukur. Ey îmân edenler! Eğer hasta veya yolculukta iseniz yâhud sizden gâit gelirse ya da kadınlara dokunup da su bula…
ArapçaGalâ
غالءPahalılık.
ArapçaGalat
غلطYanlışlık, yanılma. Ebû Bekir ile Ömer radıyallahü anhümânın halifeliğini inkâr eden kimse küfre nisbet edilmez; bid‘at sahibi olur. Fakat Ali’nin pey…
ArapçaGalat-ı Meşhûr
غلط مشهور“Yaygın yanlış” mânâsına, yanlış olduğu halde, artık herkes tarafından kabul görmüş kelime. Ukalalık edip deme kalbura kallabur Lugat-ı fasîhden evlâd…
ArapçaGalebât
غلباتGalebeler, üstünlükler.
ArapçaGalebe Çalmak
غلبه چلماقÜstün gelmek.
TürkçeGaleyân
غليانKaynama, çalkanma, coşma.
ArapçaGâlib
غالبGalebe eden, galebe çalan, üstün gelen, yenen; daha kuvvetli.
ArapçaGalîz (galîza)
غليظ(A. Gılzet’ten) 1.Şeffaf olmayan, sıkı. 2.Kaba pislik; nezâket dışı, terbiye dışı. İnsandan çıkınca abdeste veya gusle sebeb olan her şey, eti yenmeye…
Galle
غلهMahsul, gelir; daha ziyade vakıf arâzînin mahsulü, vakıf gayrımenkullerin kirâsı, vakıf parasının kârı gibi vakfın geliri.
Arapça