Harf seç
Ö
Ödünç Vermek
اودونچ ويرمكBir malı kullanıp iade etmek veya tüketip mislini vermek üzere yapılan akid. Âriyet veya karz. (Bkz. Karz-ı Hasen, Âriyet)
TürkçeÖfke
اوفكهKızma, sinirlenme, hiddet. (Bkz. Gadab) Cennet, Allahü teâlâdan korkanlar için hazırlandı. Bunlar az bulunsa da, mallarını Allah yolunda verirler. Öfk…
TürkçeÖğle Namazı
اوگله نمازىBeş vakt namazdan ikincisi. Salâtü’z-Zuhr. Vakti, öğlen güneş tepeden ayrılmakla başlar, her şeyin gölgesi bir (İmâm Ebû Hanife’ye göre iki) misli ola…
TürkçeÖkçe
اوكچهTopuğun arka kısmı; ayakkabı veya terliğin, topuğun altına gelen yüksek kısmı. İmama uymanın sahih olması için şartlardan biri, imamın ökçesi, muktedî…
TürkçeÖlçek
اولچكUmumiyetle sıvılarla hububatın, yani mekîl malların, alınıp satılması için kullanılan ölçülere verilen isim. Keyl. Hacim ölçüsü. Hububatın zekâtı ölçe…
TürkçeÖlüm
اولومRûhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, ruhun bedenden ayrılması, mevt. Her nefs (canlı) ölümü tadacaktır. (Âl-i İmrân sûresi: 185) İnsanlara vâiz…
TürkçeÖlüm Hastalığı
اولوم خسته لغىİnsanı ölüm korkusuna sevk edip iş görmekten men eden ve başladığı tarihten itibâren en az bir yıl içinde ölüme götüren hastalık veya muharebede, bata…
TürkçeÖlüm Hastası
اولوم خسته سىİnsanı ölüm korkusuna sevk edip iş görmekten men eden ve başladığı tarihten itibâren en az bir yıl içinde ölüme götüren hastalık veya muharebede, bata…
TürkçeÖlüm Iddeti
اولوم عد تىKocası ölen kadının yeniden evlenmeden beklemesi gereken müddet. Ölüm ıddeti, kadın hâmile ise doğuma kadar değilse hürlerde 4 ay 10 gün, câriyelerde
TürkçeÖmre
عمرهHac zamanı olan beş günden, yani Arefe gününden ve Kurban bayramının dört gününden başka, senenin herhangi bir günü ihrâma girip Kâ‘be’yi tavâf etmek,…
TürkçeÖmrî
عمرىÖmür ile kayıtlı. Farz olmakla beraber, yapılması hemen gerekmeyen. Zekâtın farz olması ömrî, yani gecikmelidir. Binaenaleyh ne zaman verilse eda sayı…
ArapçaÖmrî Hibe
عمرى هبهBir kimseye; “Ömrün boyunca senin olsun” diyerek yapılan hibe. Bir evi, ömrî hibe câizdir. Hibe yapılan kimse vefât edince ev sahibine, ölmüşse mirasç…
TürkçeÖmr (ömür)
عمرHayat, yaşama, yaşayış. İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman. Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması hep yazılıdır. (Fâtır sûresi: 11) İnsanları…
ArapçaÖrf
عرفDinin ve aklın güzel gördüğü, beğendiği şey; İslâm hukûkunun kaynaklarından. (Bkz. Âdet) Zamanın değişmesiyle, örf ve âdete dayanan ahkâm değişebilir.…
ArapçaÖrfî
عرفى1.Örf ile alâkalı, örfe dair. 2.Şer‘î meselelerin dışında kalan devlet işlerine dair, memurlarla alâkalı.
TürkçeÖrf-i Amelî
عرف عملىİnsanların güzel görüp âdet hâline getirdiği işler. Örf-i kavlînin zıddı. Kirâ mukavelesi yapıldıktan sonra ücretin peşin ödenmesi örf-i amelîdir.
ArapçaÖrf-i Âmm
عرف عامBir devir ve bütün beldelerdeki Müslümanların güzel görüp âdet hâline getirdiği işler. Örf-i hâssın zıddı. İnsanların kullanacakları suyun mikdarını v…
ArapçaÖrf-i Belde
عرف بلدهAnadolu’nun bazı mıntıkalarında mülk arâzî üzerinde bina yapmak ve ağaç dikmek sebebiyle doğan bir nevi kirâcılık hakkı.
ArapçaÖrf-i Fâsid
عرف فاسدKur‘ân-ı kerîm ve sünnete aykırı örf. Örf-i sahihin zıddı. Meselâ evlat edindiği bir çocuğu kendi öz çocuğu olarak ilân etmek, örf-i fâsiddir.
ArapçaÖrf-i Hâss
عرف خاصMuayyen bir beldedeki veya muayyen bir muhitteki (çiftçi, tüccar gibi) Müslümanların güzel görüp âdet hâline getirdiği işler. Örf-i âmmın zıddı. Peşin…
ArapçaÖrfî Hukûk
عرفى حقوقOsmanlılar zamanında şer‘î hukukun hüküm koymadığı ve doldurulmasını hükümdara bıraktığı sahalarda şer‘î hukuka aykırı olmamak üzere maslahat icabı fe…
TürkçeÖrfî İdare
عرفى ادارهHarb, anarşi, tabiî âfet gibi fevkalâde hâllerde ilan edilen, bazı hak ve hürriyetlerin tahdit edilmesi neticesini doğuran idare tarzı. Sıkıyönetim.
TürkçeÖrf-i Kavlî
عرف قولىLafızların muayyen bir mânâda kullanılmasının âdet hâline gelmesi. Örf-i amelînin zıddı. Meselâ et sözünü, sığır ve koyun eti için kullanmak örf-i kav…
ArapçaÖrf-i Sahih
عرف صحيحKitap ve sünnete aykırı olmayan örf. Örf-i fâsidin zıddı. Meselâ erkeğin kadına nafaka verirken, beldesinde âdet olan şekilde vermesi örf-i sahih icab…
ArapçaÖrf-i Târî
عرف طارىSonradan ortaya çıkmış örf.
ArapçaÖrf Ve Âdet
عرف وعادتİnsanların beğenip, uzun zamandır yapageldiği şey. Gelenek ve görenek. İslâm hukûkunda yalnız dinin ve aklın güzel gördüğü, beğendiği örf ve âdetler m…
ArapçaÖşr (öşür, Uşur)
عشرOnda bir. Topraktan alınan mahsûlün zekâtı. (Bkz. Uşr) Öşür vermek dinî delillerle sâbittir. Nitekim “Ekinin hakkını biçildiği gün verin” (En‘âm sûres…
ArapçaÖşür Arâzîsi
عشر اراضيسىYağmur yâhud nehir suyuyla sulandığı takdirde mahsulün onda biri; kova veya dolaplarla sulandığı yâhud suyun para ile alındığı hâllerde yirmi de biri…
TürkçeÖşür Suyu
عشر صويىYağmur suları ile haraç arâzîsi dışındaki dere, kuyu, çeşme suları ile deniz suyu. Mâ-i Uşr.
ArapçaÖtenazi
اوتنازى“Güzel ölüm” mânâsına iyileşmesi mümkün olmayan ve dayanılmaz acı veren hastalıklarda hastanın hayatına tıbbî bir şekilde nihayet verilmesi. İslâmiyet…
Latince