Âdet

عادتArapça

Tanım

  1. Bir memleket veya topluluktaki insanların, öteden beri yapageldiği işler ve uyduğu usûl, alışılmış şey. An‘ane, gelenek, teâmül.

    Her memleketin âdeti başka başkadır. Hattâ bir memleketin âdeti zamanla değişir. Bulunduğu şehrin dine uygun olan âdetine uymamak şöhret ve tahrîmen mekrûh olur.

    (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

    Resûlullah’ın sallallahü aleyhi ve sellem yaptığı ve kaçındığı şeyler iki kısımdır: Birisi, ibâdet olarak yaptığı ve kaçındığı şeylerdir ki, her Müslümanın bunlara tâbi olması, uyması lâzımdır. İkincisi bulundukları memleketin âdeti olarak yaptığı şeylerdir. Bunları yapmak mecburi değildir. Âdete bağlı şeylerde de Resûlullah’a sallallahü aleyhi ve sellem uymak dünya ve âhirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere ve hayırlara yol açar.

    (Seâdet-i Ebediyye)

  2. Kitâb, sünnet, icma‘ ve kıyastan sonra ikinci derecedeki dinî delillerden biri. Dinin ve aklın beğendiği şeyler.

    Dinde nass (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf) ile açıkça bildirilmiş olmayan bir hükmü anlamak ve bildirmek için umûmî âdetler delil olur. Âdetin umûmî olması için Eshâb-ı kirâm radıyallahü anhüm zamanından kalma ve müctehidlerin

    (Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkarabilen derin âlimlerin)

    kullanmış olmaları ve devamlı olmaları lâzımdır. Muâmelâttaki (ticâret, rehin, hîbe, mîrâs, kirâlama, vekâlet vs.) hükümler için bir beldenin nassa aykırı olmayan âdetleri delil olur. Zamanın değişmesi ile örf ve âdete dayanan ahkâm (hükümler) değişebilir. Nassa (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflere) dayanan ahkâm (hükümler) zamanla değişmez. Böyle hükm-i küllî (umumî hükümler) değişmeyip, bu hükmün hâdiselere tatbîki zamanla değişebilir.

    (İbn-i Âbidîn, Mecelle Şerhi Dürer)

  3. Aybaşı hâli. Kadınlardan ve bulûğ (evlenme) çağına gelmiş kızlardan her ay muayyen günlerde kan gelmesi hâli. (Bkz. Hayz)

Paylaş

Benzer Kelimeler