Adl
Tanım
-
Her hak sahibine hakkını verme, zulmün zıddı, adâlet.
Adl sahibi kimseler, kıyâmette Allah’ın huzurunda, sağında nurdan minberler üzerinde bulunurlar. Bunlar hükümlerinde, aile efradına ve velisi olduğu kimselere adl ile muamele edenlerdir.
(Hadîs-i şerîf-Müslim)
Adl ile bu âlemi âbâd kıl! Resm-i cihâd ile beni şâd kıl! Râh-ı cihâd içre edip ictihâd, Memlekette kıl adl-ü dâd!
(Osman Gazi’nin Vasiyeti, Tâcüttevârih)
-
Doğruluk, denklik, uyumluluk, itidal, eşitlik.
Etmiş, ol beden serâyın üstâd, Adl-ü dâd ile esâsın bünyâd. İ‘tidâl üzere idi, pâk teni, Nûra gark olmuşdu, bütün bedeni.
(Hilye-i Seâdet)
-
Her işi maslahat ve fayda ile yapıcı; mülkünde tasarruf edici, her şeyi yerinde ve zamanında yaratıcı, mülk ve mâl ve mahlûkun cümle O’nun mâlı ve mülkü ve mahlûku olduğu, iyi işler yapanı mükâfatlandıran, kötü işler yapana mücâzat eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (el-Adl).