A‘râf Eshâbı (a‘râf Ehli)
Tanım
A‘râf denilen yerde bulunanlar. Eshâbü’l-A‘râf.
A‘râf üzerinde bir takım kimseler vardır ki, onlar Cennet ehlini (mü’minleri) yüzlerinin beyazlığı ile, Cehennem ehlini, yüzlerinin siyahlığı ile tanırlar. Henüz Cennet’e girmemişler fakat oraya girmeyi şiddetle arzu ederler. Cennet ehline selâmün aleyküm diye seslenirler. Gözleri Cehennemliklere çevrildiği zaman; “Ey rabbimiz! Bizi zâlimler (kâfirler) ile beraber (Cehennem’e) koyma” derler. A‘râf eshâbı (ehli), yüzlerinin (karalığından) tanıdıkları kâfirlerin ileri gelenlerine; “(Dünyada iken malca ve evlatça ve yardımcılar bakımından) çokluğunuz (hak söze yâhud halka karşı yaptığınız) kibriniz (büyüklenmeniz) size fayda vermedi” (diye) seslenirler.
(A‘râf sûresi: 46-48)
A‘râf eshâbının kimler olduğu hakkında değişik rivâyetler vardır. Bunlardan birisi şöyledir: Bir hadîs-i şerîfe göre, sevabları ile günahları eşit olup, iyilikleri Cehennem’e girmelerine mâni olan, fakat Cennet’e girmelerine de yetmeyen mü’minlerdir. Sonra Allahü teâlânın ihsânı ile Cennet’e girerler. Cennet’e en son girecek olanlar bunlardır.
(Tefsir-i Mazharî)
Hristiyanlar da A‘râfı kabul eder ve vaftiz olmadan evvel ölen Hristiyan çocuklarının kalacakları yer olarak tasvir eder. Mu‘tezile mezhebinde de büyük günah işleyen Müslümanlar, Cennet ile Cehennem arasında bir yerde kalır.