Ebdâl

ابدالArapça

Tanım

“Bedeller” mânâsına dünyanın nizâmı ile vazifeli olup, Allahü teâlânın insanlardan gizlediği ricâlü’l-gayb denilen büyük zâtlar. Biri vefât edince, yerine bedel olarak başkası getirildiğinden bu ismi almıştır.

Allahü teâlânın bu ümmete ikrâm ettiği kerâmetlerden birisi, bu ümmet arasında kutblar, evtâd ve nücebâ ve ebdâl vardır. Enes bin Mâlik radıyallahü anh buyurdu ki, ebdâl kırk kişidir. Taberânî’nin Evsat kitabında bildirdiği hadîs-i şerîfte buyuruluyor ki: “Yeryüzünde, her zaman kırk kişi bulunur. Her biri, İbrâhim aleyhisselâm gibi bereketlidir. Bunların bereketi ile yağmur yağar. Biri ölünce, Allahü teâlâ, onun yerine başkasını getirir.” Ebû Nu‘aymın bildirdiği hadîs-i şerîfte; “Ümmetim içinde, her yüz senede iyiler bulunur. Bunlar beş yüz kişidir. Kırkı ebdâldir. Bunlar, her memlekette bulunurlar. Bunların kalbleri, İbrâhim aleyhisselâmın kalbi gibidir. Allahü teâlâ, onların sebebi ile, kullarından belâları giderir. Bunlar, bu dereceye namaz, oruç ve zekât ile yetişmediler” buyuruldu. İbn-i Mes‘ûd radıyallahü teâlâ anh sordu ki: “Yâ Resûlallah! Ne ile bu dereceye vardılar?” “Cömertlikle ve Müslümanlara nasihat etmekle” buyurdu. Bir hadîs-i şerîfte; “Ümmetim içinde ebdâl olanlar hiçbir şeye la‘net etmezler” buyuruldu.

(Mevâhib-i Ledünniyye)

Nükabâ üç yüz kişidir. Nücebâ yetmiş kişidir. Büdelâ kırk kişidir. Ahyâr yedi kişidir. Amed dörttür. Gavs birdir. İnsanlara bir şey lâzım olsa, önce nükabâ duâ eder. Kabul olmazsa, nücebâ duâ eder. Yine kabul olmazsa, ebdâl, daha sonra ahyâr, sonra amed duâ ederler. Kabul olmazsa gavs duâ eder. Bunun duâsı elbet kabul olur.

(Târîh-i Bağdâd)

Paylaş

Benzer Kelimeler