Himmet
Tanım
-
Gayret; mânevî yardım, ihsan; bir şeye bütün mesaisini teksif etme, o noktaya odaklanma.
Ağzından girenden ibaretse birinin himmeti, Bağırsaklarından çıkan kadardır onun kıymeti.
(İmâm Şâfi‘î)
-
Evliyânın tesir ve yardımı.
Evliyânın himmeti, yaktı beni kül eyledi Sofiyim buldum safâyı dü cihanım kalmadı. Ahmedî der; “Yâ ilâhî! Sana şükrüm çok durur Hamdülillah aşk-ı Hak’tan gayrı vârım kalmadı.”
(Sultan I. Ahmed)
Ubeydullah-i Ahrâr buyuruyor ki: Himmet etmek, Allahü teâlânın isimleri ile münâsebeti olan bir zâtın, kalbinde yalnız bir işin yapılmasını bulundurması demektir. Bu şeye teveccüh eder. Kalbine bundan başka hiçbir şey getirmez. Yalnız, o işin yapılmasını ister. Allahü teâlâ da o işi yaratır. Allahü teâlânın âdeti böyledir. Kâfirlerin himmet ettikleri şeylerin de hâsıl oldukları görülmüştür. Allahü teâlâ, bana bu kuvveti ihsân etmiştir. Fakat, bu makamda edeb lâzımdır. Edeb de, bendenin kendisini Hak teâlânın irâdesine tâbi‘ etmesidir. Hakk’ı kendi irâdesine tâbi‘ etmemektir. Hak teâlânın fermânına muntazır olmaktır. İrâdesi te‘allûk edip fermân buyurunca, himmet etmektir.
(Reşahât)