Hüzn (hüzün)
حزنArapça
Tanım
-
Üzüntü, keder.
Onlara (sâlih fakirlere) korku ve hüzn yoktur.
(Bakara sûresi, 274)
Kur’ân-ı kerîmi, güzel ses ile, Allahdan korkarak ve hüzn ile okumalıdır.
(Şir‘atü’l-İslâm)
-
Tasavvufta sevince ulaşmak için aşılması gereken makam. Hüzn, insanın kalbini gafletten korur. Hüzn, sâlikin vasıflarındandır. Hüznü olmayan sâlikin senelerce kavuşamadığı mânevî derecelere, hüzn sahibi olan, kısa zamanda kavuşur. Allahü teâlâ kalbi hüzünlü, kırık olanları sever. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, dâimâ hüzünlü ve Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünme hâli üzere idiler. Râbia-i Adviyye; “Ah hüzün!” demekle bu mertebeye kavuşmayı arzu etmiştir. Bu hüznden murâdları hüzn-i mezkûrdur. Avâmın hüznü değildir. (er-Rıyâdü’t-Tasavvufiyye)