Kelâm-ı Nefsî
Tanım
Kelâm-ı ilâhînin harf ve ses içine sokulmadan evvelki hâli.
Allahü teâlâ ses zarları, ağız, dil olmaksızın, kendi kelâmını, büyük kudreti ile, harf ve ses içinde kullarına göndermiştir. Emrlerini, nehylerini harf ve ses içinde meydâna çıkarmıştır. Her iki kelâm da O’nundur. Yani kelâm-ı nefsî ve kelâm-ı lafzîsi hep O’nun kelâmıdır. Her ikisine de kelâm demek doğrudur. Nitekim bizim de, nefsî ve lafzî kelâmımızın ikisi de, sözümüzdür. Nefsîye hakîkî deyip, lafzîye mecâz demek, yani kelâm gibi demek, yanlıştır. Çünki, mecâz olan şeyler red edilebilir. Allahü teâlânın kelâm-ı lafzîsini red edip, buna, Allah kelâmı değildir demek, küfrdür. Evvelce gelen Peygamberlere alâ nebiyyinâ ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât gönderilen kitaplar ve sahîfeler de, hep Allah kelâmıdır.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)