Lahd (lahid)

لحدArapça

Tanım

Çukur, mezar, kabir; kabir kazıldıktan sonra, kabrin taban sathından kıble cihetine kabir boyunca, içine ölü sığacak kadar genişlik ve derinlikte kazılan yer.

Âdem aleyhisselâm vefât edince, melekler Cennet’ten hanût ve kefen getirdiler. Su ve sedr yaprağı ile yıkadılar. Üçüncüsünde kâfûr koydular. Üç kefen ile kefenlediler. Namazını kıldılar. Lahd yaptılar. Defn ettiler. Sonra çocuklarına dönerek, “Ey Âdem oğulları! Ölülerinize böyle yapınız dediler.”

(Hadîs-i şerîf-Deylemî)

Lahd yapmak sünnettir. Meyyit, lahd içine, sağ yanı üzere konur. Şak yapılmaz. Yani kabir kazıldıktan sonra ortasına çukur açıp, meyyit buraya konmaz. Toprak çürük, nemli ise, erkeği lahdin veya doğruca kabrin içine tabut ile koymak câiz olur. Toprak kuru ve sağlam ise, erkeği tabut ile gömmek mekrûh olur. Tabut ile gömünce tabut içine biraz toprak konur. Kadınları, her zaman tabut ile gömmek efdaldir.

(Câmi‘u’l-Fetâvâ)

Dört mezheb sözbirliği ile bildiriyor ki, lahdin kabir tarafı, kerpiç dizerek veya hasırla kapatılır. Burasını pişmiş tuğla ile, tahta ile kapatmak mekrûhtur. (el-Mîzânü’l-Kübrâ) Götürüp lahde koysalar, arkaya bakmadan dönseler Suallerimi sorsalar, bilmem hâlim nice olur.

(Divan-ı Ahmedi Yesevî)

Paylaş

Benzer Kelimeler