Melik-i Adûd
Tanım
“Isırıcı hükümdar” mânâsına hükûmeti kuvvet zoru ile ele geçiren ve dinin emirlerini icabında zor kullanarak yerine getirten, sultan. Halîfe-i Câire.
Biz bu işe peygamberlikle ve Allah’ın rahmeti ile başladık. Bundan sonra hilâfet ve rahmet olur. Ondan sonra, melik-i adûd gelir. Ondan sonra da, ümmetimde zulüm, işkence ve fesâd olur. İpekli giymek, içki içmek ve zinâ helâl yapılır ve yardımcıları çok olur. Kıyâmete kadar böyle gider.
(Hadîs-i şerîf-Taberânî)
Bir kimsenin halîfe olacağı, nass ile, yani âyet veya hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş ise, buna halîfe-i râşide denir. Dört halîfeye bunun için Hulefâ-i Râşidîn denilmektedir. Halîfe olacağı akıl ile nassın işâreti ile anlaşılıyorsa, buna halîfe-i âdile denir. Halîfe olacağı açıkça veya işâret ile bildirilmemiş olan bir kimsenin, kuvvet zoru ile hükûmeti ele geçirmesine hilâfet-i câire denir. Bu kimse de melik-i adûd olur.
(Tuhfe-i İsnâ-Aşeriyye)
Hazret-i Muâviye’nin melik olacağına hadîs-i şerîfle de işâret vardır. Hazret-i Hasen hilâfeti kendisine devrettikten ve Eshâb-ı kirâm rey verdikten sonra, halîfe-i âdile olmuştur. Bu büyük sahâbiye melik-i adûd demek ve bu kelimeye zâlim gibi ağır mânâlar vermek, azgın kral diye tercüme etmek, büyük bir hatâ ve yanlıştır.
(İzâletü’l-Hafâ)