Müekked Sünnet
Tanım
Te’kid edilmiş sünnet, kuvvetli sünnet; Resûlullah aleyhisselâmın devam edip, bazen terk ettikleri ve terk edenlere bir şey demedikleri sünnet. Sünnet-i hüdâ.
Sabah namazının sünneti, öğlenin dört rek‘atlik ilk sünneti ve iki rek‘at son sünneti akşam namazının sünneti, yatsı namazının son iki rek‘at sünneti ile iftitah tekbirinde elleri kaldırmak, ezân okumak, kâmet getirmek, namazı cemâatle kılmak müekked sünnetlerdendir. Müekked sünneti, özürsüz olarak devamlı terk etmek mekrûh olur.
(İbni Âbidîn)
MÜELLEFE-İ KuLûB
(Müellefetü’l-Kulûb)
: مؤلفۀ قلوب (A) “Kalbleri te’lif edilmek (İslâmiyet’e ısındırılmak) istenenler” mânâsına Kur’ân-ı kerîmde zekât verilecek sekiz sınıftan biri olarak sayılan; kalblerine îmân yerleştirilmesi istenilen veya kötülükleri önlemek istenilen bazı kâfirler ile yeni îmân etmiş olan bazı zayıf Müslümanlar. Hazret-i Ebû Bekr zamanında, beytülmâl emîni olan Hazret-i Ömer, müellefe-i kulûba zekât vermeyerek; “Kâfirlerin kalblerini yumuşatmak emri, Allahü teâlânın va‘d ettiği zafer ve gâlibiyyet başlamadan evvel, kâfirlerin azgın olduğu zamanda idi. Şimdi ise, Müslümanlar kuvvetlenmiş, kâfirler mağlup ve âciz olmuştur. Şimdi kâfirlerin kalblerini mal ile kazanmaya lüzum kalmamıştır” buyurdu ve Resûlullah’ın Yemen’e vâli olarak gönderdiği Muaz bin Cebel’e söylediği; “Zekâtı Müslümanların zenginlerinden alıp, Müslümanların fakirlerine ver!” hadîsini okudu. Böylece müellefe-i kulûba zekât verilmesi emrinin neshedildiği anlaşılmış oldu. Halîfe ve Eshâb-ı kirâmın hepsi bunu kabul ettiler; artık bunlara zekât verilmemesi için icmâ hâsıl oldu. İslâmiyet’e yardım için, düşmanın zararını önlemek için onlara mal, para her zaman ödenir. Fakat beytülmâlin zekât bölümünden değil, başka bölümünden ödenir.
Görülüyor ki, müellefe-i kulûb denilen kimselere ödeme yapılması yasak edilmemiş, onlara zekât verilmesi yasak edilmiştir.
(İbni Âbidîn)