Muhkemât

محكماتArapça

Tanım

Kur’ân-ı kerîmde mânâsı meydanda olan, anlaşılabilen âyet-i kerîmeler. Muhkem’in çokluk hâli. (Bkz. Âyet) (Ey Habîbim!) Sana Kur’ân’ı, Allahü teâlâ inzâl etti. Onun bir kısmı muhkemât olup, bunlar Kur’ân’ın esâsıdır. Bir kısmı da müteşâbihtir. Fakat kalblerinde eğrilik bulunanlar (muhkem âyetleri bırakırlar da) fitne aramak ve isteklerine göre te’vîl etmek için müteşâbih olan âyetlerine tâbi olurlar. Hâlbuki onun te’vîlini Allahü teâlâdan başka kimse bilmez.

İlimde rüsûh sâhibi âlimler; “Biz ona inandık, muhkemi, müteşâbihi her biri rabbimiz Allahü teâlâ tarafındandır, hepsi haktır” derler.

(Âl-i İmrân sûresi: 7)

Muhkemât, şerîat ilmlerinin ve ahkâmın kaynağıdır. İkinci kısmı, hakîkat ve esrâr ilminin hazînesidir ki, te’vîlini ancak râsih âlimler açıklar. Muhkemât, Kur’ân-ı kerîmin kökleri ve meyvâlarıdır, ammâ müteşâbihât maksattır ve kitabın özüdür.

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

Paylaş

Benzer Kelimeler