Cebbâr
Tanım
-
Çok cebreden, çok zorlayan.
-
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (el-Cebbâr). Kullarının hâllerini ıslâh edip, onları tövbeye götüren, dilediğini yaptırmaya gücü yeten.
Allahü teâlâ Cebbârdır.
(Haşr sûresi: 23)
Cebbâr (olan Allahü teâlâ) kıyâmet günü mülkü olan gökleri ve yerleri eline (kudretine) alır ve buyurur ki: “Cebbâr benim, Melik benim.
Hani cebbârlar, mütekebbirler (kendilerini büyük görenler) nerede?”
(Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce)
Sabah ve akşam el-Cebbâr ism-i şerîfini okumaya devam eden kimse zâlimlerin zulmünden korunmuş olur. Yolculukta da olsa zarar görmez.
(El-İstigâsetü’l-Kübrâ)
-
Kibirli, zorba, gaddar.
O peygamberler düşmanları üzerine Allah’tan zafer istediler ve her inâdcı cebbâr da hüsrâna uğradı.
(İbrâhim sûresi: 15)
Cennet ile Cehennem şöyle münâkaşa ettiler. Cehennem; “Bende cebbârlar, mütekebbirler var” dedi. Cennet de; “Bende Allah’tan korkan, zaîfler ve fakirler var” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ bunların dâvâlarını şu sûretle hâlletti: “Ey Cennet! Sen benim rahmetimsin. Seninle dilediğime rahmet ederim. Ey Cehennem, sen de benim azâbımsın. İstediğime seninle azâb ederim. Her ikinizi de doldurmak bana âittir.”
(Hadîs-i şerîf-Müslim, Riyâzü’s-Sâlihîn)
İnsanlar kibirlene kibirlene cebbârlar sırasına geçer. Cebbârın başına gelen azap onların da başına gelir.
(Hadîs-i şerîf-Tirmizî, İbn-i Mâce)