İskât-ı Salât
اسقاط صالةArapça
Tanım
Bir kimsenin kılamadığı namazların affedilmesi ümidiyle, ölümünden sonra fakirlere fidye verme.
Bakara sûresinin 184. âyet-i kerimesinde meâlen “İhtiyarlık veya şifa bulması ümit edilmeyen bir hastalıktan dolayı oruç tutmaya gücü yetmeyenlere de bir fakiri doyuracak kadar fidye gerekir” buyuruldu. Eğer hasta fidye vermeden ölmüşse, terekesinden iskât-ı savm yapılır. Namaz, oruçtan da mühim bir ibadet olduğundan, İmâm Muhammed oruca kıyas ederek, iskât-ı salâtı ictihad buyurmuştur.
(Birgivî Vasiyetnâmesi)