İsmâiliyye
Tanım
Oniki İmâmdan Cafer-i Sâdık’ın vefatından sonra küçük oğlu Mûsâ Kâzım’ı değil de, kendisinden evvel vefat eden büyük oğlu İsmail’i imâm tanıyan; Kur’ân-ı kerîmin zâhirî ve bâtınî mânâsı olduğunu söyleyerek ibâhiyye inancına varan, hulûl ve tenâsühü kabul eden aşırı bir Şiî fırkası.
(Bkz. Bâtıniyye) İsmâiliyye, ilk zamanlar, birçok bilgileri, eski Yunan felesoflarından aldılar. Meselâ, yaratıcı ne vardır, ne de yoktur. Ne âlimdir, ne câhildir. Ne kâdirdir, ne âcizdir. Bütün sıfatları da böyledir dediler. Çünki, bunlar var denirse, mahlûklara benzetilmiş olur. Yokdur denirse, yokluk kondurulmuş olur dediler. Yaratan, kadîm de değildir, hâdis de değildir dediler. Bunların başına geçen Hasen Sabbâh, gitdikleri yola bozuk denilmemesi için, gençlerin din bilgilerini öğrenmesini ve âlimlerin, eski kitâbları okumalarını men‘ etti. Ehl-i sünnet âlimleri ile görüşmeği, Ehl-i sünnet kitâblarını okumağı şiddetle yasak etti. İlm-i zâhirin çoğalması, ilm-i bâtını örter, söndürür dedi. Şeriat ile alay etti. Allahüİ teâlânın emirlerini, yasaklarını inkâr etti. Hayvanlar gibi, dinsiz, kanûnsuz yaşamak yolunu tuttular
(Seâdet-i Ebediyye)
.