Kadîm
Tanım
-
Kıdem sahibi, önceliği olan.
Bey‘i mutlak ile satılan bir malın ayb-ı kadîmi tebeyyün ettikte (ortaya çıktığında) müşteri muhayyerdir. Dilerse reddeder ve dilerse semen-i müsemma (konuştukları fiyat) ile kabul eyler. Yoksa malı alıkoyup da ayıbı için bahasını tenkis edemez (indiremez). İşte buna hıyâr-ı ayb denilir.
(Mecelle, m. 337)
Hezâr (binlerce) gıpta o devr-i kadîm efendisine, Ne kendi benzer kimseye, ne kimse benzer kendisine.
(Yahya Kemal)
-
Varlığının evveli, başlangıcı olmayan mânâsına Allahü teâlânın zâtına âit sıfatlardan (el-Kadîm).
Biliniz ki, Allahü teâlâ kadîm olan zâtı ile vardır. O’ndan başka her şey, O’nun var etmesi ile var olmuş, O’nun yaratması ile yokluktan varlığa gelmiştir. O, sonsuz olarak var idi. Kadîmdir, ezelîdir. Yani hep var idi. Varlığından evvel yokluk olamaz. O’ndan başka her şey yok idi. Bunların hepsini, O, sonradan yarattı. Kadîm ve ezeli olan, bâkî ve ebedî (sonsuz) olur. Hâdis ve mahlûk olan (sonradan yaratılan), fânî ve geçici olur, yani yok olur. Allahü teâlâ birdir. Varlığı lâzım olan, yalnız O’dur. İbâdete hakkı olan da, yalnız O’dur. O’ndan başka her şeyin var olmasına lüzum yoktur. Olsalar da olur, olmasalar da. O’ndan başka hiçbir şey, ibâdet olunmaya lâyık değildir.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
-
Hukuken öncesi bilinmeyen şey.
Kadîm odur ki evvelini bilür kimse olmaya.
(Mecelle, m. 166)
Kadîm, kıdemi üzre terk olunur. İslâm ahkâmına muvafık olarak öteden beri mevcûd olan şey, aksine delil olmadıkça eski şekli üzere bırakılır. Zarar kadîm olmaz, yani zarar olan şeye kadîm olduğuna dâir karar verilip de bulunduğu hâl üzere bırakılamaz.
(Dürerü’l-Hükkâm)
Benzer Kelimeler
- Kadıasker (kazasker)قاضى عسكرArapça
- Kadı (kâdî)قاضىArapça
- KâdimقادمArapça
- KâdirقادرArapça
- KadîrقديرArapça
- Kadir Gecesiقدر كيجه سى
- KâdirîقادرىArapça
- Kâdir-i Muhtârقادر مختارArapça
- Kâdir-i Mutlâkقادر مطلقArapça
- KâdiriyyeقادريهArapça
- Kâdiyâniyye (kâdıyânîlik)قاضيانيهArapça
- Kâdiyü’l-kudât (kâdı’l-kudât)قاضى القضات