Kavme
Tanım
Rükû‘dan kalkarak dikilip durmak.
Kavme ve celsede ta‘dil-i erkân (sübhanallah diyecek kadar durmak) dahi vâcibdir. Unutarak terki, secde-i sehv gerektirir. Rükû‘, sücûd, kavme ve celsede ta‘dil-i erkân ve tümânînet (uzuvlar hareketsiz hâle gelip bir tesbih mikdarı durmak) vâcibdir. Bu ikisine farz veya sünnet diyenler de olmuştur.
(İbni Âbidîn)
Peygamber efendimiz, bir gün Eshâb-ı kirâmına; “Hırsızların büyüğü kimdir bilir misiniz?” buyurdu. “Bilmiyoruz. Siz buyurun!” dediklerinde; “Hırsızların büyüğü, namazından çalandır ki, namazın erkânını tamam yapmaz” buyurdu. Bu hırsızlıktan da sakınmalıdır ve büyük hırsız olmaktan kurtulmalıdır. Niyeti doğru yapmalıdır. Niyet doğru olmazsa, ibâdet sahîh, doğru olmaz. Kırâati doğru okumalıdır. Rükû‘u, secdeleri, kavmeyi ve celseyi, itminân ile yapmalıdır. Yani rükû‘dan kalkınca tam dikilip, bir tesbih mikdarı durmalı ve iki secde arasında doğru oturup yine bir tesbih mikdarı öyle durmalıdır. Böylece, kavmede ve celsede, itminân hâsıl olur. Böyle yapmayanlar, hırsızlardan olur ve çok azaplara yakalanır.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)