Şekûr
Tanım
-
Çok şükreden, iyilik bilen; iyiliğe hayırla mukabele eden. Şâkir’in mübâlağalı hâli.
Şüphesiz ki bunda (Sebe’ halkının hikâyesinde; günahları, nefislerinin arzu ve isteklerini yapmamaya, şehvetlerine uymamaya, ibâdet ve tâatları yapmanın meşakkatine, belâ ve musîbetlere) çok sabreden (bütün hâllerde ve vakitlerde Allahü teâlânın lutfettiği ni‘metlere), şekûr olan herkes için, elbette ibretler vardır.
(Sebe’ sûresi: 19)
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Eshâb-ı kirâm, “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını affetmiştir” dediklerinde; “Şekûr bir kul olmayayım mı?” buyurdu.
(Müslim)
-
Kendisi için yapılan az tâate yüksek dereceler ihsân eden, sayılı günlerde yapılan ibâdete, sayısız mükâfât veren mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (eş-Şekûr).
Îmân ehli, Adn adlı Cennetlere girerler. Orada altın bilezikler ve inci ile süslenecekler. Elbiseleri de ipektir. Ehl-i Cennet, bu ni‘metleri görünce derler ki: “Geçim ve âkıbet derdini bizden gideren Allah’a hamd olsun. Gerçekten rabbimiz Gafûr’dur, Şekûr’dur.”
(Fâtır sûresi: 33-34)
“Lâ ilâhe illallah” diyenler için, mezârlarında vahşet (yalnızlık), mahşer meydanında dehşet (korku) yoktur. Sûr’un üflenmesi ânında başlarından toprakları nasıl silkerek kalktıklarını sanki görür gibiyim. Hüznü bizden gideren Allah’a hamdederiz. Muhakkak ki bizim Rabbimiz gafûr (pekçok mağfiret edici, bağışlayıcı) ve şekûrdur.
(Hadîs-i şerîf-Taberânî)
Eş-Şekûr ism-i şerîfini söyleyenin vücûduna âfiyet gelir, sıhhat ve selâmete kavuşur. Geçimi bollaşır.
(El-İstigâsetü’l-Kübrâ)