Tayy-i Zemân

طى زمانArapça

Tanım

Zamanın dürülmesi. Uzun zamanda yapılacak bir işi çok az zamanda yapma.

İbni Sekîne hazretlerinin bir mürîdi, birgün, gusl abdesti almak için Dicle nehrine dalmıştı. Başını sudan çıkarınca, kendini Nil nehrinde buldu. Mısr’a geldi. Burada evlendi. Oğulları oldu. Yedi sene sonra, gusl abdesti almak için Nil nehrine daldı. Başını çıkarınca, kendini Dicle nehrinde buldu. Evvelce, Dicle’ye giderken, Dicle kenarına koymuş olduğu elbiselerini, koyduğu gibi buldu. Bunları giydi. Evine geldi. Zevcesi, karşılayıp, müsâfirlerin için istediğin yemekleri hâzırladım dedi. Allahü teâlâ, tayy-i zaman yapmaktadır.

(Nefehât)

Tayy-ı zaman olmayacak şey değildir. Yıllarca yapılacak şeylerin, bir ânda yapılması şaşırtıcı değildir. Çünki böyle şeyler çok görülmüştür. Hâtemü’l-enbiyâ aleyhisselâm, Mi‘râc Gecesi göklere gidip, binlerle senelik yolları geçtikten sonra, geriye gelince, yatmış olduğu yerin daha soğumamış olduğunu, abdestte ibrikten akan suyun dalgalarının durmadığını gördü. Böyle bir şey, bir iki kimse için olabilir. Ancak bu, başka başka yerler için olacak şey değildir. Yoksa meselâ Bağdad’da bir ân olan kısa zaman, Mısır’da yedi sene uzar. Bağdad’da o ân, hicretin 360. yılı ise, Mısır’da, o ânda, 367. yıl olmaktadır. Bu ise akla ve nakle uygun olmayan bir şeydir.

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

Paylaş

Benzer Kelimeler