Dünyâ

دنياArapça

Tanım

  1. Yer küresi.

    Allahü teâlâ arzdan bir şey yaratmadan bin yıl evvel Mekke’yi yarattı ve etrafını meleklerle bürüdü. Ondan sonra ona Medîne’yi, sonra ona Kudüs’ü ekledi. Ondan bin yıl sonra da dünyayı bir kerede yarattı.

    (Hadîs-i şerîf-Deylemî)

  2. Ölümden önce olan her şey.

    Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da, önlerindeki çetin bir günü (âhireti) ihmal ediyorlar.

    (İnsân sûresi: 27)

    Ne güzel yerdir dünya, Allah razı oluncaya kadar âhiret azığını temin etmek için; ne fenadır dünya, âhiret azığını terk edip Allah’ın rızâsını kazanmayanlara!

    (Hadîs-i şerîf-Hâkim)

  3. Allah’ın rızası için olmayan her şey. Dünyayı, isteyene, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra onu Cehennem’e sokarız. (İsrâ sûresi: 18) Dünyanın misali, köpeklerin üzerine toplanıp da sürükledikleri bir leşe benzer.

    Sen onlar gibi olup, onlarla beraber onu sürüklemeyi arzu eder misin?

    (Hadîs-i şerîf-Deylemî)

    Dünya, ednâ kelimesinin müennesidir. Yani, ism-i tafdîldir. Masdarı, dünüv veya denâettir. Birinci masdardan gelince, çok yakın demektir. “Biz en yakın olan göğü, çırağlarla süsledik” âyet-i kerîmesindeki dünya kelimesi böyledir. Bazı yerde de, ikinci mânâ ile kullanılmıştır. Meselâ; “Denî, alçak şeyler mel‘ûndur” hadîs-i şerîfinde böyledir. Yani “Dünya mel‘ûndur” demektir. Alçak şeyler, Cenâb-ı Hakk’ın nehy-i iktizâî ve nehy-i gayr-i iktizâîsidir. Yani, haram ile mekrûhlardır. Şu hâlde, Kur’ân-ı kerîmde, zem edilen, kötü denilen dünya, haramlar ve mekrûhlardır. Mal kötülenmemiştir. Çünki, Cenâb-ı Hak mala, hayr adını vermektedir. Bu sözümüzü isbât eden vesîka, bütün mahlûkların ve insanlığın üstünlükte ikincisi olan İbrâhim Halîlürrahmân’ın malıdır. Yalnız yarım milyonu sığır olmak üzere, davarları, ova ve vâdileri dolduruyordu.

    (Seâdet-i Ebediyye)

Paylaş

Benzer Kelimeler