Gaybet

غيبتArapça

Tanım

  1. Uzakta olma, kaybolma, yokluk, gaybûbet.

    Ölünün vasîsi varken, hâkim başka bir vasî tayin edemez. Ancak vasî, gaybet-i munkatıa ile gâip ise veya borç iddia edeni ikrar ederse müstesnâdır. Gaybet-i münkatıa, kişinin, kendisine varılamayacak bir yerde olmasıdır.

    (İbni Âbidîn)

    Şî‘îlerin İmâmiyye fırkası, İmâm-ı Hüccete iki çeşit gaybet isnâd ederler. Birincisi, doğumundan sefâretin, imâmetinin sonuna kadar olan kısa zamanda olan gaybeti. İkincisi; uzun gaybeti olup, sefâretin, imâmetin sona ermesinden, Allahü teâlânın yeniden onu ortaya çıkarmasını takdîr ettiği zamana kadar olan gaybettir. İmâm-ı Hüccet’in kısa gaybetinde iki elçisi vardır. Onlar insanların ihtiyaçlarını gidermekte va suallerine cevap vermekte İmâm-ı Hüccet ile insanlar arasında vâsıtadır. Hicrî 326 senesinden itibâren Allahü teâlânın dilediği zamana kadar uzun gaybet başladı, derler.

    (Menâkıb-ı Çihâr Yâr-ı Güzin)

  2. Tasavvufta, kalbin kendisine gelen mânâlarla meşgul ve onlara dalmış olarak, kendisinden ve halkın işlerinden, etrâfında olan şeylerden habersiz olması.

    Râbıtanın kuvvetindendir ki, huzurda ve gaybette (hâzır ve uzakta) olan vârıdâtın (gelen feyzlerin) farkı anlaşılmaz ve ikisi bir tasavvur olunur. Hâzır olmak ve uzak olmak arasındaki fark sâbittir. Lâkin bu fark râbıtanın kuvveti nisbetinde azdır.

    (Mektûbât-ı Ma‘sûmiyye)

Paylaş

Benzer Kelimeler