İstihzâ

استهزاءArapça

Tanım

Biriyle eğlenmek, alay etmek. Münâfıklar (hakka inanmadıkları hâlde inanmış görünenler) mü’minler ile karşılaştıklarında, biz de sizin gibi mü’minleriz derler. Kendilerini saptıran, insan şeytânları olan reisleri (veya dostları) ile yalnız kaldıklarında; “Biz sizin dininiz üzereyiz. Biz ancak mü’minlerle istihzâ ediyoruz” derler.

Allahü teâlâ onların bu istihzâlarının cezâsını verir.

(Bakara sûresi: 14-15)

(Dünyada)

insanlarla istihzâ eden birine, âhirette Cennet’ten bir kapı açılır ve; “Buyur Gel” denir. O kişi sıkıntılı ve telaşlı olarak gelir. Fakat kapı kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O kişi yine sıkıntılı ve üzgün bir hâlde bu kapıya gelir, o da kapanır. Bu hâl o kadar devam eder ki, artık o kişiye “Gel” diye seslendikleri hâlde gidemez hâle gelir.

(Hadîs-i şerîf-İbnü Ebiddünyâ)

İstihzâ, insanın vekârını (ağır başlılığını) kaybettirir. Yüzünden hayâyı (utanmayı) kaldırır, karşı tarafta kin ve nefret uyandırır. Dostluğun tadını kaçırır. İnsanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Hâtıraları öldürür. Kusurları çoğaltır. Günahları açığa çıkartır.

(Kimyâ-i Seâdet)

Paylaş

Benzer Kelimeler