İstivâ

استواءArapça

Tanım

  1. Müsâvi, eşit olma.

  2. İtidal, istikamet ve karar üzere olma.

  3. Kaba kuşluk zamanı.

  4. Yükselme; üstün olma.

  5. İstilâ etme, kaplama.

    Sonra rabbiniz arş üzerine istivâ etti.

    (A‘râf sûresi: 54)

    Bu âyet-i kerîme müteşâbihtir. Selef-i sâlihîn, müteşâbih âyet-i kerîmelerin mânâlarını Allahü teâlâya havâle etmişlerdir. Nitekim birisi gelip, Mâlik bin Enes’e radıyallahü anh Allahü teâlânın istivâsı hakkında sorunca, başını eğdi bir müddet sonra onda ter görüldü ve: “İstivâ ma‘lûmdur, bilinir. Keyfiyyeti (nasıl olduğu) meçhuldür, bilinmez. Ona îmân etmek gerekir. Ondan sormak bid‘attir, dalâlettir, sapıklıktır. Zannediyorum sen bid‘at ehlisin” dedi ve emrederek o şahsı oradan uzaklaştırdı. Fakat sonra gelen Ehl-i sünnet âlimleri, zamanlarındaki bid‘at fırkalarının böyle âyet-i kerîmeleri yanlış izahlarına cevap vermek zarûreti ortaya çıkınca böyle âyet-i kerîmeleri te’vîl ihtiyâcını duydular. Dinin esaslarına uygun olarak izah ettiler. İstivâyı da Allahü teâlânın hâkimiyeti gibi uygun bir mânâ ile te’vîl ettiler. Çünki Allahü teâlâ, bir mekânda bulunmaktan, orada yerleşmekten münezzehdir.

    (Kurtubî)

Paylaş

Benzer Kelimeler