Teveccüh
Tanım
(A. Vech’den) 1.Bir tarafa yönelme, yüzünü çevirme; sevme, yakınlık duyma, sevdiği kimseye yönelme.
Resûlullah’ın yanına bir âmâ (gözleri görmeyen) birisi geldi. Gözlerinin açılması için duâ etmesini diledi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, ona; “İstersen duâ edeyim, istersen sabret. Sebretmek, senin için daha iyi olur” buyurdu. O kimse; “Duâ etmeni istiyorum. Benim bakacak kimsem yoktur. Çok sıkılıyorum” deyince; “İyi bir abdest al! Sonra; ‘Allahümme innî es’elüke ve eteveccehü ileyke bi-nebiyyike Muhammedin nebiyyirrahme, yâ Muhammed innî eteveccehü bike ilâ rabbî fî hâcetî-hâzihî, li takdiye-lî Allahümme şeffi‘hü fiyye’ duâsını oku!” buyurdu. Duânın mânâsı şudur: “Yâ Rabbî! İnsanlara rahmet olarak gönderdiğin sevgili Peygamberin ile sana teveccüh ediyorum. Senden istiyorum. Yâ Muhammed aleyhisselâm! Dileğimin hâsıl olması (yerine gelmesi) için rabbime senin ile teveccüh ediyorum. Allah’ım! O’nu bana şefâatçi eyle!”
(Hadis-i şerifNesâî, Tirmizî, Beyhekî)
Rûhu olgun bir velînin kabri yanına gidip, bir zaman durulur ve o tapraktaki velîye teveccüh edilirse, ruhu o toprağa bağlanır. Meyyitin ruhu da bu toprağa bağlı olduğu için, gelen insanın ruhu ile velînin ruhu buluşmuş olurlar. Bu iki ruh karşılıklı iki ayna olur. Herbirinde olan meârif (ilimler) ve kemâlât (olgunluklar) ötekine aks eder, yansır.
(Mefâtihü’l-Gayb)
2.Tasavvuf yolunda ilerlemeye vesile olmak üzere, mürşidin müride nazar etmesi yâhud başka yollarla kalbindeki mâsivâ ve dünya sevgisini, günah lekelerini temizleyip, yerini feyz, mârifet, ilim ve hikmetle yani mânevî ilimler, iyilikler, bereketler ve fâidelerle doldurması. Umumiyetle bazı günler sabah namazından sonra mürşidin müridleriyle kucaklaşıp kalblerini kalbi üzerine koymak suretiyle yapılır.
Pîrin teveccühü, her ne sûretle ortaya çıkarsa çıksın, sâdık talebeden, zulmet ve keder dağlarını kaldırıp, uzaklaştırır.
(Mektûbât-ı Ma‘sûmiyye)
Tasavvuf yolunda çok yüksekleri aramalı, ele geçenlere bağlanıp kalmamalıdır. Verâların verâsını yani öteler ötesini aramalıdır. Böyle bir istek, böyle çok çalışmak ancak vazife alınan büyüğün teveccühü ile elde edilebilir. Onun teveccühü de mürîdin ona olan sevgisi, bağlılığı kadar olur.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)